Yürüyen Merdiven

Seni Son Görüşüm

yazan: Mecnun R.

Bir temmuz akşamı caddede gezinirken rast gelmeseydik nasıl veda edecektin?

Sana ulaşmaya çalışırken kimlerle irtibat kurdum haberin oldu mu? Eminim, şimdi oturup sana tek tek kimlerin numaralarına ulaştığımı aradığımı, mesaj attığımı ve kimlerin beni ne şekilde cevapsız bıraktıklarını hatta numaramı engellediklerini anlatsam güle güle yanakların uyuşurdu. Numaramı engelleyenlerle kesin küstün, görüşmüyordun. Yoksa insaniyet namına yardımcı olurlardı herhalde diye düşünüyorum. Bu cümleyi yazarken tebessüm ettirdiğine bakma. En iyi sen bilirsin öyle bir durum karşısında nasıl bir hâl alacağımı. Senin yüzünden elin kızı cevap bile vermeden engelledi. Hele senden haberi bile olmayan müdüre ne diyeceksin. Senden önce oradaymış. Adam yardımcı olamadı diye bir mahcup oldu ki sorma. Gecenin bir yarısı adamı arayıp rahatsız eden bense mahcubiyetten bihaber tabi. 🙂 Ve son olarak en azından yanıt alabildiğim ikinci isim kardeşin oldu. Önceleri iletmedi galiba diye düşündüm. Sonradan öğrendim ki meğer olaylar olaylar. Ben şok! Ben bildiğin şok! Öyle böyle değil! O gün anladım işte, sana mesajlarım iletildiyse de neden dönüş yapmadığını. Haberi aldığımda verdiğim tepkiyi anlatsa tepkimden önce o tepkiyi ona verdiğim için şaşırırsın. Dönüp birde tepkime şaşırırsın. Haberim yoktu. Sana ulaşmaya çalışırken senin neler yaptığından nelere hazırlandığından gerçekten haberim yoktu. Eğer haberim olsaydı kesinlikle beni hayatından çıkarmış birine kendimi hatırlatmak istemezdim.

Ne oldu? Ağır mı oldu?

Sen o akşam benden habersiz benimle vedalaşmışsın be canısı. Ben bunun farkına vardığımda gerçekten çok geçti artık. Rast gelmeseydik gizli vedan bile olmayacak mıydı?

Anımsa! Sen beni unutamazsın. O yüzden anımsa…
Koşarak senin yanına geldim ben.
İçimdeki o nefes almama engel olan kocaman şeyle,
Ciğerlerimdeki yanmayla koşarak senin yanına geldim ben.
Anlatamadım da, konuşamadım da.
‘Nişanlanmış’ diyebildim sadece.
‘Nereden haber aldın’ dedin.
‘O aradı’ dedim.
Ne düşündün, ne dedin içinden orada, sahi?
Kızdın mı ona? Küfrettin mi?
Gece boyunca seninle konuşamadık da bir daha.
Merak ettiğin halde soramamıştın bana biliyorum.
Öyle bir iki cümle haricinde ses çıkmamıştı ikimizden de.
Dakikalarca yürüdük. Seni evine bıraktım.
Gecenin bir yarısı eve bile dönememiştim.
Senden uzaklaşmak istemedim ben.
Sabahın ilk ışıklarını yine senin evinin yakınlarında gördüm.
İçimde bir tuhaf sancı vardı. Senin yanında unutuyordum.
Geldi mi aklına Sivas garından sonra seni evine bıraktığım o gece.
Hatırlıyorsun değil mi?

Yanan yüreğimi çıkarıp masaya koymuşum gibi bakmadınız mı bana.
O akşam gerçekten yarım kaldığımı ve gerçekten yalnız kaldığımı görmediniz mi?
Şahidim sendin. O gün, aptal rüyalarımdan uyandığımın şahidi sendin.
Evet sen evimde, duvarlarımda, aynalarımda onun fotoğraflarını gördüğünde anlattığın kadarda güzel değilmiş demiştin.
Sen benim gözlerimle mi baktın da öyle diyordun canısı. O senin ellerine su bile dökemezdi ama kıskançlığın da alemi yoktu. Yanımda olan sendin. Kız kulesinde onun hatıralarının üzerini çizende sendin. Beni sevdiğini tertemiz söyleyende sendin. Aşkla bakan gözlerinden gözlerini kaçıranda, sana uzak kalmaya çalışanda bendim. Özür dilerim. Seni incittiğim için gerçekten çok özür dilerim.
Ayrıca senden sonra İstanbul’a gidemedim hâlâ. Gidersem şayet, düşüncelerimde bile sensiz İstanbul’da mutsuz olacağımı biliyorum. Gidesim de kalmadı zaten oralara eskisi gibi. Tahmin etmen zor olacak. Sana hissettirdiğim onca hayal kırıklığından sonra zor olacak ama bunu da böyle bil.

Belki son, belki başlangıç… Bir mektup kalsın istedim benden sana. Uzun zamandır yazmak istediğim bir mektup. Vakti saati bugüneymiş. Bugünde seninle ilgili pek çok yeni bilgi edindim, ediniyorum. Hatta beyaz bir gelinlikle gördüm seni. Allah yuvanıza bereket versin.

İlk tanıştığımız günü hatırlıyor musun? Akşam işten çıkmıştın. Ortak arkadaşlarımız sayesinde aynı yerde denk gelmiştik. Bende o sıralarda İstanbul’da çalışıyordum. Birkaç günlük izin boşluğunda Sivas’a geleceğimi ve seni göreceğimi nereden bilebilirdim. Gözlerini izlemek istiyordum ama çok kalabalıktı. Hem üzerinde gri renkte kareli etek ve ceket, üstünde krem rengi bir kazak, altında siyah çorap ve gözlerindeki eksik olmayan o eşsiz ışıltı vardı. Ayrıca şarkı söylüyordunuz, gitar çalan çocuğa eşlik ediyordunuz. Gitarı bir ara sen aldın. Tellerinde gezindi parmakların. Bahanem oldu, kafamı kaldırdım ve sana baktım. Rahat rahat baktım, yaklaşık 1 dakika bakmışımdır sanırım. Benim için çok uzun bir süreydi. Çok heyecanlanmıştım. Hem ikinci görüşmemizi hatırlıyor musun? Bu kez bir pastahanede denk geldik. Yine misafir olarak katılmıştım masanıza. Liseden arkadaşlarınızla buluşma toplantınızdı. Diğer kızları ilk defa görüyor olmama rağmen seninle olan iletişimim daha çekingen bir tavırdaydı. O gün daha sonra karaoke oynamaya gittik. İlk defa sesimi de orada duymuş, beğenmiştin hani. 🙂 O eğlenceli geceden sonra uzun bir zaman göremeyecek olsam da ……………………………..

🙁 Şuan hakkında yeni bir şey daha öğrendim. Yazıya devam edemeyeceğim. Çok üzüldüm. Babanı kaybetmişsin. Ben çok üzgünüm. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim. Anladığım kadarıyla 1 sene olmuş. Belki de daha fazla… Ben yeni öğrendim. Senden yana seninle acını paylaşamamak kadar canımı başka hiçbir şey acıtamazdı. Çok üzgünüm. Başınız sağ olsun. Boğazıma bir şeyler düğümlendi yine. En başından beri söylemek istediğim bir şey vardı. Seni özlediğimi söyleyecektim. Seni gerçekten özledim. Yazmaya başlama nedenim seninle paylaşmak içindi. Vefat haberi beni çok etkiledi. Yazıyı da toparlayamayacağım. Ben sessiz kaldım, gözlerimi kaçırdım. Çünkü doğru zamanda doğru yerde olamadığımızı, bazı şeyler için geç tanıştığımızı düşünmüştüm. Ve şimdilerde de düşündüğüm şey sana söyleyemediklerimi söyleyemeden bu dünyadan ayrılmak istemeyişimdi. Seni üzdüm, seni çok kez kırdım. Farkında olmadan da çok kez üzmüşümdür. Hani sevdiğini söylüyordun ya biliyorum ki çok saf, çok güzel sevdin. Bense dile getiremedim ama bende seni çok sevdim. Seni çok kıskandım. Bu yüzden çok sinir oldum, çok sinir ettim seni. Bilmiyorum bu mektup sana ulaşır mı, satırlar sana uzanabilir mi? Bilmiyorum. Aylar yıllar geçti, ömür geçti ömür… Bildiğin gibi değil. Sana anlatamadığım o kadar çok şey kaldı ki içimde… Gözyaşlarım yıllar sonra bugün senin için aktı. İyi gününde, kötü gününde senin yanında olamayışıma, senden haber alamayışıma aktı. Bu mübarek ramazan ayında babana rahmet diliyorum. Artık hayat benden fırsatlarını çekti gibi hissediyorum. Belki gün olur seni uzaktan da olsa görürüm ama konuşmak mümkün olmaz. Son sözlerim;

Senin gülüşüne ihtiyacım var.
Seni güldürmeye ihtiyacım var.

…Seni çok sevdim…

Yine soğuk bir gecede şehrin ayazında yeniden karşılıklı tek kelime dahi etmeden oturabileceğimiz iki soğuk saldalyemiz, çay tabağından bozma ıslak peçeteli kül tablamız ve bir balkonluk vaktimiz olsaydı, sessizliği bölecek olan tek şey bir kibritçi kızın masalı olurdu.

Yazar Bilgisi

Mecnun R.

O artık resmen bir ekonomist. Aynı zamanda web geliştirici ve blog yazarı. Gitarıyla seslendirmeye çalıştığı şarkılarda yaşayan bir ruh hastası. İşte sana minik bir tanıtım yazısı. Detaylı bilgi için tıklaman gereken yer Hakkımda sayfası...

Yorum Yap